26 Aralık 2012 Çarşamba

ama..

Geçen gün bir arkadaşımla konuşurken patlayıverdi bir ampul gibi ''ama''.Bazı ama' lar var ki konulmucak yerlerde deyip, sordu bana ''sen çok iyisin ama.. seni seviyorum ama.. olur mu burada ama? Nokta konmaz mı bu cümlelerin sonuna?'' .
Öyle güzel kullandı ki bu arsız bağlacı takıldı kafama.
Kim bu ''ama''? Ya da neyin nesi ''ama''!
İlk dedim ki yunus olsa gerek.Hem denizde yaşarım hem karaya çıkarım iki havamı atarım diyen bir yunus.
Sonra düşündüm bu kadar sevimli olamaz.Olsa olsa asalak olabilirdi.İster köpek balığının solungaçlarında yaşayan artıkları temizleyen bir parazit yada saçındaki bit olsun.Ya bağlılığından sana hizmetinden onla yaşarsın ya da kurtulamadığından devam edersin.
Öyle sinsidir ki her şeyin ortasına bir bomba gibi düşer.Sen uçuyoruz sanırsın halbuki düşersin.Merak etme canım ''ama'' olayı hafifletti! Bungee jumping yapıyorsun aslında.AMA ufacık bir ayrıntı var ayağından bağlı değilsin.
Öyle küstah ki ''benden öncesi yalan dolandı'' diyor sana.Ama sen de ona anlayışlı bir sevgili gibi ''geçmiş beni ilgilendirmiyor'' diyemiyorsun haliyle.Düşünüyorsun iki çelişkili duygunun aynı yerde nasıl barındığına.Amadan sonrası kalıyor fakat sen ondan öncesine tasma takıyorsun bir umut kaçmasın o cümlede diye.
Sonuç olarak bizim aslında ama ile bir derdimiz yok. Ee sana kullanma kardeşim bu bağlacı da demiyoruz.Kullan lakin doğru cümlelerde kullan.Yani sen onu insanoğlunun kafa karışıklığına, maymun iştahlılığına ilaç sanıp, doktordan deli raporu çıkmış olduğuna inanıp da kullanma.

13 Aralık 2012 Perşembe

Uyu, uyan ,ayakların hareketlensin, yüzünü yıka, kıçını kaşı olmadı duş al, giyin, ye, iç, çalış, ya da çalışma, izle ,konuş 200 kelime anca yada daha fazla bu virgüller gibi tek düze her şey istemsiz olarak olması gerektiği gibi işliyor.
Bu sıradan tek düze düşündüğün yürüyüşün ,açtığın kolların ,şaklattığın parmakların dans eden bedeninin beyninin içinde sen Eiffel kulesine halatla çıkmaya çalışan bir ajan !Kanyon da rafting yapan bir maceraperest! Yeşil uzaylılarla bir barda teletabis püresi içen bir derbeder ! Jetgillerdeki robot Rosie gibi kompastik yeteneklere sahip olan sen!
Ama sen hiç karınca dostlarınla kışa hazırlık yapan, yuvana tohum götüren olmadın. Sıradan gördüğün nefes alışın kollarını göğe uzatışının sınırlarını yükseltmedin hayallerini yükselttiğin kadar. Evet bir karınca gibi bedenin 20 katını taşıyamazsın.Onun sıradan dediğin aslında bulunmaz ayakları vücudu buna elveriyor.
Peki sen sıradan gördüğün vücudunun inanılmaz saçma dediğin hayallerinin dışında neler yapacağını göstermeye çabaladın mı? Yoksa sadece çocukken zevkle izlediğim Recess deki King Bob gibi her şeyin sana sunulmasını isteyen bir çocuk musun?
Bu aralar hayatımda en nefret ettiğim şeyin beklemek olduğunu anladım.İşin garip yanı bu hissimi beklerken beklenmedik bir şeylerin olmasıyla anlamış olmamdı.
Öyle durup dururken oldu her şey. Ee şaşırdım haliyle üzüldüm de bir o kadar.Anlam vermeye çalıştım yaşananlara.Tabi bunlar olurken ben yine bekledim.
Sonra dedim ki beklemesin kimse.Mesela otobüs durağında beklemesin insanlar!Yürüsün öbür durağa doğru otobüs gelesiye kadar.Böyle dimdik put gibi gelen her otobüsün numarasına bakmasın!Sen hiç ''otobüs nerede kaldı'' demeden bir anda gelmiş olsun otobüs. ''Aaa geldin mi? Merhaba'' desin şoföre insan.Hiç öyle ''Biz de seni bekliyorduk.Vay anam gözlerimiz yollarda kaldı'' gibi laflar etmesinler.
Yeni yeni anlıyorum; bize en çok öğrettikleri şey beklemekmiş birini bir şeyi.Öyle ki en iyi yaptığımız şey olmuş.
Canın sıkılır üzülürsün.Derler ki sana zaman her şeyin ilacıdır.Her işte hayır vardır.Topluma bak!''Otur sen ne yapacaksın her şey olacağına varır diyor''.Öyle içimize işlemiş ki  en basit düşüncelerimiz de bu var.
Mesela dün metroyla gidecektim.Turnikeleri tam geçiyoruz ki aşağı bir baktım insanlar biniyor trene.Koş diye bağırdım arkadalşa.Sonra niye koşuyorsun yetişemezsin bekle bir tane daha gelecek diye bir sürü düşünce geldi aklıma.Durmadı topuklarım.Bindim trene arkamdan kapının kapanışını hissettim.Tabi ya !Koşma bekle 20 dakika daha.Nasıl olursa yerine gelir yenisi mantığı.Evet geliyor da ama niye ben boşuna bekleyim ki?
Sonuç olarak bugün durup dururken bir şeyler olmasını bekleyeceğime durup durmazken ben bir şeyler yapıyım dedim.O halde don't wait too long.=)